Dünyamın kendi etrafında dönüşü kutlaması!
Cem mi yılmaz şafak mı sezer bu gibi bir konunun benim hayatıma bu kadar etki edebileceğini nasıl tahmin edebilirdim ki. Beni o masada o soruyu sormaya iten o güce, seni o soruya cevap vermeye iten o kuvvete o kadar minnettarım o kadar minnettarım ki…
İnsanın neden yaptığını bilmediği bazı
şeyler olur beni sana getiren bu soruysa eğer neden yaptığımı bilmeden sana
gelen yolların yolcusu olduysam eğer o yolun da o yolu açanın da kadar minnettarıyım
ki…
Didem Madak diyor ya bir şiirinde “Ama yazgısını yaldızlı çokomel kağıtları gibi,
Tırnaklarıyla düzeltemiyor insan.” Ben düzelttim biliyor musun sevgilim… Bir
akşam vakti karanlığında, parasını sana ödettiğim o çokomeli yiyip seninle
senden benden o zaman henüz bizden değilken; tüten dumanlarla birlikte ordan
oraya uçuşurken mutlulukla, gülen yüzlerle, üflenerek sohbetlerimiz ben o
kağıdı da düzelttim; meğer yazgımı o kağıttan daha güzel düzeltmişim sevgilim.
Sevgilim senle ben yan yana olursak daha kimse düzeltemez o çokomel kağıdını biz
gibi. Sevgilim seninle yan yana oluşumuz akşamüzeri çokomel kağıdı düzeltmek
kadar güzel işte. O akşamüzerine de o kadar minnettarım ki…
Sağlıklı
bir sağlıksız iletişim manyağıyken beni tedavi edişin, kendine heyran edişin ayranı
höpürdeterek içişin iyi ki o gün bizi mavi ledlerin altında bir minibüsün arka
koltuğunda eve götürüşün ve hatta ve hatta; mavi ledler yansırken
gözlüklerimden gözlerine ağzımdan çıkanların senin hoşuna gidişinin o kadar minnettarıyım
ki sevgilim... Sevgilim senle ben yan yana olursak kimse kimsenin hoşuna
gidemez bizden fazla. Sevgilim seninle yan yana oluşumuz eve dönüyor olmak
kadar güzel işte dursak da evdeyiz gitsek de. Evim oluşuna da o kadar minnettarım
ki…
Sen ne düşünüyorsun.
Ne güzel düşünüyorsun. Sevgilim! Hayranım beni ta içimle görebilmene, benimle
gülüşüne, beni dinleyişlerine bana dinletişlerine hayranım. Kusurlarımı
görüşüne kusurlarını saklamayışına hayranım. Senin kusurlarına da kurbanım
kusursuzluklarına da. Sana duyduğum ateş gibi ilgiye verdiğin ateş gibi ilgiye
hayranım. Güzellik uzaklaşmışken kafasından insanoğlunun ve koro halinde
susulurken her yerde, senin bana bağıra bağıra şarkı söyleten o gözlerine hayranım.
Sen beni öpersen sevgilim ben var ya ben belki de Fransız olurum çekilirim
Afrikadan mutluluk hakim olur tüm coğrafyalarda sevgilim senin yüzünün suyu
hürmetine döner dünya, mevsimler birer birer değişir. Ve sevgilim o zaman
herkes penceresinde nergis yetiştirir öyle güzel kokar ki dünya sen gibi… Yoksa
seni rahatsız mı ettim?
Ah canım
sevgilim dersin ki sen bana şimdi ben doğmuşum ben ben sen ne mırıldanırsın
durursun hala diye içinden. Kızma bana sevgilim gül ki sevgilim gül ki gözlerin
solmasın sakın aşk çiçeğim.
Benle
tanışmaktan sonra bu hayatta ki en doğru kararın olabilir sevgilim gelmek
dünyaya. Tamam canım ekşitme suratını hemen gülümse diye…
Ya sen bu
şehirde doğmasaydın kıdam ya ben herkes gibi bilseydim aşkı? Ne iyi etmişsin
sevgilim hoş gelmişsin bu dünyaya hoş gelmişsin dünyama. İyi ki doğmuş iyi ki
çocuk olmuşsun ve iyi ki hep öyle kalmışsın sevgilim çocuklar gibi şen…
Sevgilim buraya uygun bir tamlama yapamıyorum bil ki tamlamaların en güzelidir
senin oluşum ve hatta benim oluşun. Yüzün çiçeklerin en güzelidir ve gözlerin
yeni doğmuş bir bebeğin ilk gülümsemesidir sevgilim. Bizim olmadıkça sen o
bebek gülümsemesinden de güzelsin sevgilim. Doğum günün kutlu olsun canım
sevgilim iyi ki doğmuş dönmüş dönmüş ve bana konmuşsun. Konduğun yerde hep var
olman dileğiyle… Seni çok seviyorum. Ümit Yaşar’ın da dediği gibi sevgilim..
“ Yoksan
gece ve ölüm / Varsan el sürdüğün her şey şiir / Ayak bastığın her yer
şiiristan olur”


0 Comments :
Yorum Gönder